"sana rastlayıncaya kadar, deli gömleğimin üstüne hep en iyi marka kazaklar, ceketler giydim..."
24 Eyl 2018
"Öldürdüğüm insanlarla iyi arkadaş olacağımızı düşünmüşümdür hep." Dublörün Dilemması'nın yazarından komik, hızlı, şoke edici bir roman daha.Gönül İşleri Bakanlığı'nda basın müşaviri dövüş ustası Fu. Başkalarının intikamını alarak hayatını kazanan Gıcırbey. Tarih öğretmeni dilber Şebnem Şibumi.Padişah yorganları satıcısı Enver Paşa.Dul gangster Hayati Tehlike.Mr. Spock, Abdülcabbar, Ruhiy...
devamını oku4 Haz 2018
Veronika, her istediğine sahip görünen, renkli bir yaşam süren, yakışıklı erkeklerle gezip tozan genç bir kadın olmasına karşın, mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Başarısız bir intihar girişiminin ardından, kendine geldiği zaman bir akıl hastanesindedir. Üstelik çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenir. Zaten ölmek isteyen Veronika bu süreçte, başka dünyaların...
devamını oku25 May 2017
Bugün size çok sevindiğim bir hediyeyi paylaşmak istedim. Çok çok uzun süre önce taa takvimler 2016 yılında iken bendeniz bir çekiliş kazanmıştım. Sevgili kız kardeşler Blogger dünyasının güzide hanımefendileri Esra ve Büşra kardeşler bana 30₺'lik babil.com hediye çeki hediye etmişlerdi. Şimdiye kadar kullanmak nasip olmamıştı.
Stefan Zweig'in daha önce satranç kitabını okumuştum. Karakterlerinin özellikleri ve yaptığı psikolojik tahlilleri beğeniyorum. Bu kitabında ise tek taraflı bir aşkı anlatıyor. Bir kadının saplantılı ve güzel aşkını okuyacağız :))
Zaten çok bilinen kitaplar şimdi kadar okumadın mı? Diyeceksiniz kimisine fırsatım olmadı. Kimisini kütüphanemde görmek istedim. Kimisini bir küçük boyum kardeşime de okutmak için seçtim. Geç olması güç olmamasından iyidir.
Kızlara tekrar çok teşekkür ediyorum. İlerleyen günlerde okuduklarımın yorumunu paylaşacağım inşallah.
Sağlıcakla kalın. Hayırlı akşamlar...
Aslıhan
Merhabalar efendim. Hayırlı akşamlar dilerim. Yazı yazmayı kelimeleri böyle yanyana dizmeyi ne çok özlemişim. Bugün size çok sevindiğim bir hediyeyi paylaşmak istedim. Çok çok uzun süre önce taa takvimler 2016 yılında iken bendeniz bir çekiliş kazanmıştım. Sevgili kız kardeşler Blogger dünyasının güzide hanımefendileri Esra ve Büşra kardeşler bana 30₺'lik babil.com hediye çeki hediye etmişl...
devamını oku18 Eki 2016
"Bu kitabı okumaya başladığınızda, Bruno adında dokuz yaşındaki bir çocukla bir yolculuğa çıkacaksınız (ama bu kitap dokuz yaşındakilere için değil). Ve er geç Bruno ile birlikte bir tel örgüye varacaksınız. Böyle tel örgüler dünyanın dört bir yanında var. Umarız asla rastlamak zorunda kalmazsınız."*
Bir gün Fury(Hitler) Bruno'ların evine akşam yemeğine gelir. Anne ve babası çok heyecanlıdır, çünkü görünüşe göre Fury önemli biridir. O akşam yemeğinden sonra Bruno babasının işinde terfi ettiğini, bu yüzden Out-with (Auschwitz) denen bir yere taşınacaklarını öğrenir. Buna çok üzülür, çünkü oturdukları çevreyi ve arkadaşlarını çok sevmektedir.
Out-with'e taşıdıklarında, eve birçok asker girip çıkmaya başlar. Bruno bundan oldukça rahatsız olmaktadır çünkü askerleri hiçbir zaman sevmemiştir. Her gün bir öğretmen evlerine gelmekte, ablası ve Bruno'ya bazı dersler vermektedir. Öğretmenleri tarih dersine önem verse ve sanat ile okumayı zaman kaybı olarak görse de, Bruno macera kitapları okumayı çok sevmekte ve tarihten nefret etmektedir. Fakat ablası öğretmenleri ve yaşadıkları yerin de etkisiyle, tam bir Naziye dönüşmektedir. Bruno çok yalnızdır, evlerinin çevresinde bir tek ev bile yoktur ancak bahçenin etrafındaki tel örgütlerin ardında hepsi birbirinin aynı çizgili pijamaları giyen binlerce adam ve çocuk vardır. Bruno tüm bunları odasındaki pencereden görmüştür.
Bruno bir gün, okuduğu macera kitaplarının da etkisiyle bahçede bir keşif gezisine çıkmaya karar verir. Tel örgülerin yanı boyunca epey bir yol aldıktan sonra, örgünün diğer tarafında yere çökmüş oturan çizgili pijamalı ve kafası tıraş edilmiş bir çocuk görür. Çocuk çok zayıf ve hayli üzgün görünüşlüdür. Bruno da tel örgülerin kendi tarafına aynı diğer çocuk gibi oturur ve çocukla sohbet etmeye başlarlar. Çocuğun adının Schmuel olduğunu öğrenir. Kısa bir süre sonra Bruno'nun her öğleden sonra tel örgü boyunca yürüyüp yere oturarak Schmuel ile sohbet etmesi bir rutine dönüşmüş, ikisi çok iyi iki arkadaş olmuşlardır. Bazen mutfaktan alıp cebine sıkıştırdığı yiyecekleri Schmuel'e götürmektedir, çocuğun yüzündeki mutluluğu gördükçe kendi de mutlu olmaktadır. Bruno Out-With'e taşınmadan önceki en iyi arkadaşlarını artık o kadar da özlemiyor, hatta isimlerini bile hatırlayamıyordur. Artık en iyi ve tek arkadaşı Schmuel dir.
Zaman geçtikçe çevrelerinde askerlerden başka hiç kimse bulunmadığından yakınmaya başlayan ve böyle bir çevrede iki çocuk yetiştirilemeyeceğini söyleyen Bruno'nun annesi, babasına Berlin'e geri dönmek istediğini söyler. Babası ilk duyduğunda bunu kabul etmese de, sonraları bunun mantıklı bir fikir olduğunu, herkesin orada daha mutlu olduğunu kabul eder. Böylece yeniden taşınma hazırlıklarına başlarlar. Fakat ne var ki Bruno Berlin'e geri dönmeye o kadar da hevesli değildir. Schmuel'den ayrılmak istememektedir.
Taşınmadan bir gün önce, Bruno Schmuel'i görmeye gittiğinde, onu olduğundan daha da üzgün bir halde bulur. Söylediğine göre babası çalışmaya götürülmüş, sonra da geri dönmemiştir. Bunun üzerine Bruno'nun da o çizgili pijamalarla giyerek beraber Schmuel'in babasını aramalarına karar verirler. Fakat saatlerce araştırmalarına rağmen babasından bir iz bulamazlar. Tam Bruno'nun eve geri döneceği sırada askerler etraflarını sarar ve yürüyüşe götürüleceklerini söylerler. İkisinin de yürüyüşün ne olduğu konusunda bir fikri yoktur. Fakat Bruno da Schmuel de o yürüyüşten bir daha geri dönmezler.**
Kaynak:glorrrybooks |
♪Amel Mathlouthi - Naci En Palestina "Bu kitabı okumaya başladığınızda, Bruno adında dokuz yaşındaki bir çocukla bir yolculuğa çıkacaksınız (ama bu kitap dokuz yaşındakilere için değil). Ve er geç Bruno ile birlikte bir tel örgüye varacaksınız. Böyle tel örgüler dünyanın dört bir yanında var. Umarız asla rastlamak zorunda kalmazsınız."* Bruno, Almanya'nın Berlin kentinde "Umutsuz Va...
devamını oku15 Eki 2016
♪ Bahadır Sağlam - Kır Papatyası
SATIR ARASI MİM
En Çok Beğendiğim 15 Kitap Mimi
- Çalıkuşu
- Kürk Mantolu Madonna
- Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
- Olasılıksız
- Kardeşimin Hikayesi
- Kâtip Bartleby
- Kırmızı Pazartesi
- Mavi pijamalı Çocuk
- Uçurtma Avcısı
- Satranç
- Alamut
- Sherlock Holmes
- Sırça Saray
- Küçük Kara Balık
- Da Vinci Şifresi
♪ Bahadır Sağlam - Kır Papatyası Merhaba.Nasılsınız efendim bugün. Hafta sonunuz nasıl geçiyor? Bugün yazı günüm.Şükür bugünde elim kaleme varabildi.Kısa kısa yazılarının farklı bir versiyonu gibi olacak bugün. Sizlerle paylaşmak fikir almak istediğim ama bir yazıya oturtamadığım küçük şeyleri yazacağım. Ne diyorsunuz bu konuda ? Sanırım böyle uzun bir yazı olacak şimdiden kusura bakmayın efen...
devamını oku13 Eki 2016
♪ Franz Schubert - Serenade
![]() |
Maximilian Wagner için hayalimde canlanan yüz |
♪ Franz Schubert - Serenade Merhaba.Bugün nasılsınız? Henüz yazı günüm gelmedi ama bugün boş vaktim vardı ve bu kitabında kapağını kapağını kapatalım istedim.Ve bir Zülfü Livaneli kitabıyla daha karşınızdayım. Kitap hakkında yazmaya nasıl,nereden başlasam bilemiyorum. Açıkçası bir sür kafamın içinde hikayeleri toparlayamadım. ;Bu yüzden yorum ne kadar iyi olacak bilemiyorum.Hikayeler diyo...
devamını oku25 Ağu 2016
İnsan,Bir damla kan ve bin endişe
Şirazlı Sadi
Şirazlı Sadi
İnsan,Bir damla kan ve bin endişe Şirazlı Sadi İlk defa bir Zülfü Livaneli kitabı okudum.Bitirdikten sonra keşke daha önce okusaymışım dedim.Kitap bir cinayet haberiyle başlıyor.Bir gece öncesinde misafir olduğu evin genç hanımı öldürülüyor. Olaylar bundan sonra başlıyor.İçerisine Ahmet beyi ve onun yaşamını da alarak devam ediyor.Kitap boyunca katili tahmin etmeye çalışıyorsunuz....
devamını oku31 Tem 2016
![]() |
Benim Irmak ablaya yolladığım karpostal |
![]() |
Onun bana yolladığı kartpostal |
Nasıl bir girişle başlayacağıma karar veremedim bir türlü.Yazmaya size olan özlemimle mi? Bu süreçte hiç yorum almadığımı ima eden ama çokta ima etmek istemediğim sitemlerimle mi?Yoksa her zaman ki gibi "Merhaba Arkadaşlar" diyerek mi? Bir şekilde başladık işte.Aslında darbeden sonra bir yazı paylaşmıştım.Ama paylaştığım andan itibaren karnıma bir ağrı girdi.Hani gergin anlarda olur ince bir...
devamını oku30 Haz 2016
Burnumda leylak kokusu kulağımda Sezen'in sesi kısaca kesilmiş tırnaklarımla dokunuyorum harflere.. Yazacak binlerce konu ve yazmaya üşenen bir ben varım. Misafirimiz ramazan gitti gidiyor. O kadar şey oldu ki bu ramazanda kırılıp bir daha gelmezse şaşırmayacağım. Başsağlığı mesajlarını Verdiğimiz son sene olur umarım.. Güneş batarken esen rüzgarın hissettirdiği duyguyu bilir misini...
devamını oku8 Haz 2016
Nihayetinde 3.günde Ramazan-ı şerifiniz mübarek olsun.Yoğunluk arasında ancak gelebildim.Hazır gelmişken sizlere bir şey sormak istiyorum. Blogda çekilişle kitap hediye etmek istiyorum.Ancak bir türlü karar veremedim.Siz olsaydınız ne isterdiniz? Ben hiç sormuyorum.Ama nasılsınız? oruçla aranız nasıl? Uzun uzadıya yazı yazamasam da yorumlara mutlaka cevap veririm :)...
devamını oku25 Nis 2016
“Böyle amaçsızca yüzmekten bıktım usandım. Başka yerlerde neler olduğunu öğrenmek istiyorum. Bu düşünceleri kafama bir başkasının soktuğunu sanabilirsin, ama ben uzunca bir süredir kendim düşünüyorum bunları. Arkadaşlarımdan da bazı şeyler öğrendim elbette; örneğin, birçok balığın yaşlanınca, hayatta hiçbir şey yapmadık, hayatımızı boşa geçirdik, diye yakındıklarını biliyorum. Durmadan sızlanıp dururlar. Ben yaşamanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istiyorum; durmadan aynı şeyleri yapmak, yaşlanana kadar başka bir şey yapmadan yaşamak olamaz; dünyada yaşamanın anlamı bundan daha fazla olmalı!”
![]() |
Küçük kara balık |
“Böyle amaçsızca yüzmekten bıktım usandım. Başka yerlerde neler olduğunu öğrenmek istiyorum. Bu düşünceleri kafama bir başkasının soktuğunu sanabilirsin, ama ben uzunca bir süredir kendim düşünüyorum bunları. Arkadaşlarımdan da bazı şeyler öğrendim elbette; örneğin, birçok balığın yaşlanınca, hayatta hiçbir şey yapmadık, hayatımızı boşa geçirdik, diye yakındıklarını biliyorum. Durmadan sızlanıp...
devamını oku23 Nis 2016
"Beni öldürdüler,Wene Hala"
![]() |
Kırmızı Pazartesi |
Santiago bir namus cinayetine kurban gidiyor.Cinayetin bir gece öncesinde gelin olan Angela Vicario baba evine geri gönderiliyor.Ve bir isim veriyor "Santiago Nasar".Ancak roman boyunca bu gönül ilişkisine ait hiç bir iz bulunamıyor. Angela Vicario'nun Santiago zengin ve güçlü biri olduğundan öldürülemeyeceğini düşündüğü için o ismi verdiğini düşünüyorum.Ancak başka bir isimde bulunamıyor.
Aslında cinayeti işleyen Angelanın kardeşleri kasap olan ikizler Pablo ve Pedro cinayeti işlememek için bütün kasabaya Santiagoyu öldüreceklerini söylüyorlar.Belediye başkanı piskopos geleceği için ellerinden bıçaklarını alıyor ve başından savıyor.Peder ne yapabileceğini bilemiyor zaten kasaba halkı gibi pek de inanmıyor. Herkesin haber vermemek için bir nedeni var.Santiago tıpkı masum biri gibi hiç bir tedbir almıyor.Psikopusun görmeye gideceği için silahını almıyor yanına,O gün diğer günlerin aksine ön kapıdan çıkıyor.Bunun dışında romanda dikkat çeken rastlantılar var. Nasıl olduysa onu uyaran mektubu göremiyor ve cinayetten çok sonraya kadar da kimse görmüyor.Santiago'nun annesi Plácida Linero.O gün hizmetçi oğlunun odasında olduğu söyleyince evin dış kapısını katiller girmesin diye kapatıyor.Ancak can havliyle eve doğru koşan oğlunu göremiyor.Roman boyunca Santiago'yu adım adım ölüme götüren rastlantıları okuyoruz. Bana göre hizmetçiler(Divina ve annesi) asıl katillerdi.Hizmetçi Victoria Guzmán Santiagonun babasının metresliğinden sonra hizmetçisi olduğu için Nasarlardan nefret ediyor. Divinanında aynı durumda kalacağını düşünüyor.
![]() |
Anthony Delon |
"Beni öldürdüler,Wene Hala" Kırmızı Pazartesi Kolimbiyalıların dediği gibi Gabo'nun kendisinin de "en iyi yazdığım kitabım" dediği Kırmızı Pazartesi işleneceğini herkesin bildiği bir cinayetin öyküsü. 1982 Nobel Edebiyat Ödülü alan roman bütün dünyada Márquez'in diğer kitapları gibi yankı uyandırmış.Yıllar öncesinden gerçek bir olayı öyküleştirerek aktarıyor. Santiago Nasar Güney Amerika'y...
devamını oku4 Mar 2016
♫ Ross Daly - Hatif Merhabalar.Bu yazıya nasıl zorlukla başladığımı bilemezsiniz.Zaten bu aralar hiç bir şey yapmaya mecalim yok.Geçenlerde annemin uzun iteklemeleri sonucunda göz doktoruna gittim.Üniversite hastanesinden nefret ediyorum.Hasta kalabalığı,yeni asistan doktorun egosu,egosu ile birlikte iki birde hocasına sormaya gidip gidip gelmesi sinirimi bozdu.Evet Van'da hocaları ile bir...
devamını oku2 Şub 2016
♫ Düş sokağı sakinleri-Gecenin rengi Neden okumak diye sorup dururlar. "Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım ve kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim." der Cemil Meriç. Bu sabah güneş, bir güzel liman için doğsun sevgili okur. Var olun. Her sabah tam 08:00'de buna benzer cümleler ile başlayan kitaplardan pasajlar sunan bir mail alıyorum. Sadece ben d...
devamını oku31 Oca 2016
Merhaba sevgili Şule Uzundere'de gördüm bu paylaşımı. Her pazar belli bir çerçevede 6 kitabı paylaşıyorsunuz anladığım kadarıyla.Pazar listelerine ise Esseve Rin'den öğrenebilirsiniz.Gelelim beni hayal kırıklığına uğratan altılıya; ROBİN SHARMA - FERRASİ'Nİ SATAN BİLGE Ben lisedeyken çok popülerdi bir anda herkes okudu,herkes anlatmaya başladı.Açıkçası çok büyük beklentilerle başladı...
devamını okuHakkımda
29 yaşında amacını arayan,hayal kuramayan insan kişisi ve henüz iş bulamamış üniversite mezunuyum. Yemek yapmayı,fotoğraf çekmeyi,dinlemeyi ve tasarım yapmayı dünyamda ne varsa hemen hemen her konuda buraya yansıtıyorum bu yüzden ismi Aslıhan'ın Dünyası. Dünyama hoş geldiniz..