6 Oca 2019

İZLEDİM | FINDIKTAN SONRA

16 yorum
Merhaba efenim bugün nasılız bakalım? Soğuk etrafınızı sarmışken ,güneşin ışıkları gözünüze vuruyor mu? Çok güzel oluyor bilginize :) 

Bugün sizlerle Ercan Kesal'ın yapımcı ve yönetmenliğini yaptığı "Fındıktan Sonra" belgeselini paylaşmak istiyorum. Aslında 10 Aralık da 8. Avrupa Birliği İnsan Hakları Film Günleri kapsamında izledim. Ama bazı sağlık sorunları olunca ancak yazmak nasip oldu.


Düzce Çiçekpınar köyündeyiz. Fındık üreticileri, üretirken geçtikleri süreçleri, geleceğe dair düşüncelerini yarım saatte izliyoruz. Çıkış noktası "İmeceden mevsimlik işçiye" bir köyün kapitalizmle imtihanı...

Fındık üretici için varken geçmişte onlara bol bol yetiyorken, gün geliyor üretici fındık için fındık işini devam ettirmek amacıyla var olmaya başlamış. Ekonomiye farklı bir bakış açısıyla bakarken toplumsal durumlara da şöyle bir göz kırpmış sayın Kesal  Ki ben bu kısımları ayrı bir beğendim. Hele Haluk Bilginer'in sesi ile belgeselde okuduğu şiir, bence muhteşemdi. Sizler için şuraya bırakıyorum.


Hatırladığım kadarıyla belgesel bir tezden ortaya çıkmış. Senaryoyu yine belgeselde yer alan Melek Mutioğlu ile Ercan Kesal yazmış. Ben kesinlikle çok beğendim  Fırsat bulduğunuzda mutlaka izlemenizi öneriyorum  Zaten etkinlikleri kendi sayfalarında duyuruyorlar. Belgesel yarım saat olunca içeriğini çok fazla söylemeden ancak bu kadar yazılabiliyor maalesef. 

Bu arada vandan bir okuyucu iseniz, 27 Ocak günü Ercan Kesal Van İl Halk Kütüphanesinin davetlisi olarak vana geliyor. 

Sağlıcakla kalınız... 

Devamını Oku>

11 Kas 2018

KONUK YAZAR | ŞİİRLERİM 2 - DUDU ALTINTAŞ

22 yorum
Merhaba. Yine çok güzel bir şiir ile karşınızdayım. Dudu hanımı,konuk yazarlığını ve şiirlerini ben çok sevdim.Kendisine tekrar teşekkür ederim. Anladığım kadarıyla sizlerde çok sevdiniz.Kendisine teşekkür ediyorum.Ve yazısında hiçbir değişiklik yapmadan sizlerle paylaşıyorum. 




Ne kadar yakar bir yüreği 
Kurtulmuş bir çiçek destesi
Olabilir mi gözyaşı sebebi 
Belki özlemdedir yoktur ötesi 

Koparınca güzel kokuyorsa papatya 
Yüreklerimiz de alışmalı acıya 
Tabiat ana yalan söyleyecek değil ya
Karanlık görmeden çıkılmaz aydınlığa 

Güneş doğacak bir gün penceremize
Biz de koşacağız aydınlık günlere 
Sonunda güneş batıp gitse de
Ay ışığı altında biz hep sevdiklerimizle

                             Dudu ALTINTAŞ 

Devamını Oku>

7 Kas 2018

DÜNÜN HİKAYESİ | MİM

16 yorum

Merhaba,
Sevgili Umman Aslan çok güzel bir mim başlatmış ve sevgili Pınarın Günlüğü beni mimlemiş.. Onların da yazılarına ulaşmak için isimlerine tıklayabilirsiniz. İkisinin de yazısını okudum ve çok beğendim. Benim yazım onların yazıları kadar güzel olacak mı emin değilim. Ayrıca mim için en az 3 isimi mutlaka mimlememizi istemişler :)
Hadi başlayalım.

*******
Bir önceki sabah olduğu gibi 6.30'da uyandı. Ve bir önceki gün olduğu yatakta biraz oyalandı. Oyalanırken favori olayı youtubeda video izlemekti. Zira günden güne değişen tek şey videolar oluyordu. Aslında gönüllü olduğu vakıfa gitmesi gerekiyordu.Ama içinden gitmek gelmiyordu. Bu yüzden gitmedi.


O oyalanırken kardeşleri ve babası evden ayrılmıştı bile.İşte bu yüzden sabahları çok seviyordu.Ne kadar az ses o kadar huzur gibi geliyordu. 3 kızın paylaştığı odasından yerde olan döküntülere basa basa çıktı.Çıt sesi geldi ama gözlüğü olmadığı sürece sorun yoktu. Evin içinde ilk durağı lavabo ardından mutfak oldu her zaman ki gibi.Evin geri kalanı uyanana kadar altlık yapacaktı. Zira açken sigara içemezdi. Bu anlar onun sakince düşünme anlarıydı.


-Ne zaman bu kadar bağlandım acaba? Kokusundan nefret ediyorum.Aslında hiçbir yararı yok.Olmayan paramı havaya üfürüyorum. Allahım hayırlısıyla bir işim olsun artık. Yarın biraz daha erken uyanıp namaza başla artık.


Camdan dışarıyı izlerken sigarasını bitirdi ve yatağına geri döndü. Sosyal medya hesaplarına baktı.Yine herkesin hayatı mükemmel görünüyor ve herkes pozitifti.Babaanne ısrarı ile evin geri kalanı da kalktı ve kahvaltıya oturuldu. Sadece 1 sanileğine -yavaş ve çiğneyerek yemeliyim düşüncesi geçti aklından. Kahvaltı sonunda unutmuştu bile. diğerleri-annesi,kız kardeşi ve babaanne- kahvaltıya devam ederken önce ilaçlarını aldı .O ilaçlar olmadan sakin kalamıyor ve odaklanamıyordu. Ardından kahvaltı sonrası sigarasını aldı. Daha bitiremeden kardeşi de gelmişti yanına. Zehirlenirken ev işini paylaştılar.Bir önceki gün Aslıhan annesiyle çamaşır yıkamış kardeşi evi süpürmüştü. Bugün elektrikli süpürgeyi biri ,vileda ve toz alma işini diğeri yapacaktı.Arada bir yerde danışman hocasına mesaj attı.Hala mezuniyeti resmiyete ulaşmamıştı.Hocası azıcık tersleyip sabırlı olmasını istemişti. Suç onun değildi ki babası yakında soracaktı.Nerede diploman diye.


İşleri bitti. Kuzenleri halasına gelmişti.Hem ona uğradılar hem bazı çamaşırları halalarına götürdüler. Allahtan ev oldukça yakındı. Eve geri döner dönmez komşularının kızı çağırdı.Yemek hazırlamış ve yalnızdı.Bu okumaya fırsat bulamamış ancak çok zeki kız onu mutlu ediyordu.İnşallah açıköğretimden devam edecekti. Eve döndü.Annesi yemekleri yapıyor sadece sofra kızlara kalıyordu. Babaları gelince akşam yemeği,çay ve yatak. Telefonunu uçak moduna aldı ve ışığını kapattı.Yine uyumadan önce hayal kurmaya başlamıştı.İşi ve kendisine ait bir evi vardı.Kitaplığı çok büyük olacaktı.Bir tarafta plak çalacaktı.
*******
Gördüğünüz gibi monoton ve sıkıcı bir hayatım var. Bir süredir böyle ve bir süre daha böyle devam edecek sanırım.Bende şu arkadaşlarımı mimliyorum.


Selametle...

Devamını Oku>

4 Kas 2018

4.11.2018 | BÜYÜYÜNCE SARARIZ YARALARI

11 yorum

Gerçekten uzun bir aradan sonra 'MERHABA'. Görüşmeyeli nasılsınız bakalım? Öylesine bir cevap verdiğinizi ve yarım ağızla bana sorduğunuz görüntüsü geldi zihnime .Fazla mı kötümser bir giriş oldu ? Belki .

Evet yazı yazmayalı 2 ay oldu, fakat asıl hayatla ve hayatımla  ilgili yazmayalı baya olmuş. Tabii ki nedenlerim vardı; 
Öncelikle  bilgisayarsız uzun bir yazı yazmak benim açımdan çok uğraştırıcı, Hayatımda bazı durumların nihayetine ermesini bekliyordum. Zira nihayetine ermeden bahsedersem kötü etkiliyormuşum gibi geliyor.Aslında bunun bilimsel bir açıklaması var. bu açıklama ile ilgili bir videoyu şuraya bırakıp yazıma devam ediyorum.


Yazının başlığı büyüyünce sararız yaraları. Bunu hep duyardım ancak kendim farkına varmam 24 yaşıma girmeme rastlıyor. Farkettim ki uzun süredir hissettiğim kırgınlıklar geçmiş,kendine kendime affetmişim. Sarmışım yaraları. Artık daha farklı gözlerle bakıyorum her şeye. Belki de hayatın gerçekleri ile karşılaşınca soyut bütün dertler tamamen görünmez hale geliyorlar. Nedir bu hayatın gerçekleri;



MEZUN OLDUM!( Henüz e-devlete düşmedi sinir oldum) -bir tebriğinizi alırım- ve artık İŞSİZİM! - bir vah vah bekliyorum-

Kendi ayaklarımın üzerinde durmak istiyorum zira kendime belirlediğim ve uygulamak istediğim bir hayat düzeni var. Bunun içinde çalışmam şart.Evde bir düzen oturttuk kısmen memnunum evet ama benim kendim için tasarladığım düzen bu değil. En basiti şuan bu yazıyı yazdığım bilgisayar benim değil.Arkadaşımdan ödünç aldım-Ve kız kardeşim hasbelkader vuku üzerine kustu- dolayısıyla bu durumdan pek memnun değilim. Ama yine Allah razı olsun. Onun vesilesiyle biraz yazı stoklayacağım ve vicdan azabından kurtulacağım.

Bu aralar pek okumadığım ,çokça izlediğim bir dönemdeyim. Diziler ve Youtube videoları çoğunlukta. Öyle videolar görüyorum ki ben bir youtube kanalı açsam mı ki diyorum.Ama kendimi görsel olarak ifade etmekten çekiniyorum açıkçası. Belki bir arkadaşla beraber olursa cesaret edebilirim. Sinema da  ise en son Müslümü izledim.Ancak film bana farklı anılarımı hatırlattığı için yazısını yazmak istemedim.

KPSS ne verem bir sınavmış arkadaş! Kitaplar ateş pahası keza sınavın kendisi de öyle.Ve kendi param olmadan bu yükü yüklenmek istemiyorum.Sonunda kazanamamak ihtimali varken aileme yük olmak istemiyorum.

Sıradaki konu 3 haftadır canımı sıktığından bahsetmek istiyorum efenim.Bu ne şimdi demeyin :) Çamaşır makinemiz bozuldu.Yaklaşık 3 hafta oldu.En son Arçelik biz parça bulamıyoruz size yenisini verelim dedi.Şuan yeni makineyi bekliyoruz. Ama 3 hafta içinde Aslıhan-matik yerini doldurdu kendisinin. Kimseye minnet etmek istemediğimden kimseye verip yıkatmadım. 8 kişilik bir aile olduğumuzdan kuru temizleme falanda mümkün değil.Oturduk annemle yıkadık. Hala burnumda deterjan kokusu var.

Elimde iki tane çizgisiz defterim var. Bullet Journal yapsam mı diye düşünüyorum. Ama başladıım şeylere devam edememe gibi bir huyum var. Bu huyla nasıl bloga devam ediyorum bende bilmiyorum. Ama hevesime yenileceğim gibi duruyor. Eğer yenilirsem paylaşırım. Aslında blogdan önce instagramda paylaşırım sanırım-utanan maymun-

Podcast sever misiniz? Mirgün Cabas ve Can Kozanoğlu  'Storytel - İlk Sayfası' adlı bir program sunuyorlar. Yazarları konuk edip bir kitaplarının ilk sayfasını okuyup üzerine konuşuyorlar.Ben beğendim şahsen. Youtube,iTunes ve Spofity üzrinden dinlenebiliyor.

Benden bu haftalık bu kadardı efenim. Yorumlarınızı bekliyorum

Selametle...


Devamını Oku>