8 Kas 2017

8.11.2017 | Günlerden Sonra

3 yorum
Bir türlü elimin yazmaya gitmediği günlerin  ardından yeniden merhaba! Sizin oralarda ne oluyor bilmiyorum ama bu tarafta hemen hemen herşey aynı.

Yazmadığım her an bir şey bekledim ne yalan söyleyeyim. Bir klişe vardır ya. Bir süre ortalıklardan kaybolursun ve geri döndüğünde her şey yoluna girmiş ve hayallerin gerçek olmuştur. Yarabbim ne büyük saadet! Tabii hiç öyle olmuyor o işler.

Ama ilginç bir şekilde her şey sanki biraz daha yolunda gibi. Yada bu çok güzel bir  yanılsama. Zira bu aralar tek yaptığım şey, susmak. Evet her şey hakkında daha az konuşuyor ve neredeyse hiç düşünmemeye çalışıyorum. Peki bunu nasıl başarıyorum? Kendimi hiç boş bırakmamaya çalışıyorum. Böylece muhteşem!  beynim okuldan gelip direkt yatan 1.sınıf bebesine dönüyor.

Bunun temeli the big bang theory'de Sheldon bebeğimin anlattığı bir anektoda dayanıyor aslında. Hatırladığım kadarıyla Einstein izafiyet teorisini tamamlamadan önce bir yerde tıkanıyor-o bu kısmı da detaylı anlattı ama fiziğim oldukça kötü olduğundan aklımda tutamadım- o sıralarda bir ofiste çalışıyor. Uzunca bir süreden sonra beyni teoriden uzaklaşıyor. Ve Birgün masadan bir şey yere düşüyor-ne olduğunu asla hatırlamıyorum- ve o dağınık hali görünce   teorisindeki  eksiğin  evrene dışardan bakmak olduğunu anlıyor.

İşte benim yaptığımda buna benzer bir şey. Beynimi uzaklaştırıyor ve olaylara yabancı hale getiriyorum. Böylece farklılıkları daha iyi görüyorum. Dışarıdan gören göz, içeride yaşayandan objektif oluyor çünkü. 

Ve bunun yanında kaderciliğim arttı. Zira hiç bir şeyi planlamıyorum, Ki zaten planlama yaptığımda bile neticeyi ben belirlemiyorum yani hiç bir fark olmadı.  Dolayısı ile isyanda etmiyorum. Kendimi akışına bırakmış vaziyetteyim. Allah en hayırlısına iletiyor :)

İşte böyle arkadaşım. Eee senin hayatında ne var yok? Sınavların bitti mi bakalım? Çalış ama sonucu için endişelenme. Bir şekilde geçiyorsun :))

Selametle, 
Aslıhan. 

Devamını Oku>

23 Eki 2017

YALNIZ AMA ÖZGÜR'ÜN KIRTASİYE ÇEKİLİŞİ

1 yorum


Pek sevgili arkadaşım yalnız ama özgür  harika bir çekiliş yapıyor. Özellikle planlayıcı için bu çekilişe katılmak gerek :) Duyurması benden katılması sizden 

Devamını Oku>

13 Eki 2017

Van İl Halk Kütüphanesi için bir imza atar mısın?

27 yorum

Merhaba arkadaşlar. Bugün sizlerden birşey rica etmeye geldim. Van İl Halk Kütüphanesi için bir kampanya başlattım. Çünkü kütüphane 2011 yılında olan iki depremden sonra yıkılmadı veya yenilenmedi. Sadece daha küçük ve yetersiz durumdaki sergi salonuna taşındı.

Sergi salonunda kitaplar, ders çalışma alanı ve gerekli durumlarda sergiler bir arada yapılıyor. Ayrıca bir çok kitap ortada yok. Ve yenileri alınamıyor. Kütüphaneye gelen öğrenciler, öğretmenler ve çocuklar var. Ve bu kadar kitap ve alan hepsine yeterli olmuyor. Sergi salonunun bir başka handikapı ise Van devlet tiyatrosu binasının arkasında kalması. Dolayısıyla bir çok kişi kütüphanenin etkin durumda olduğunu bile bilmiyor.

Sizlerden ricam change.org üzerinden bu kampanyayı imzalamanız ve paylaşmanız! Zira her bir kitap zihinde bir hazinedir. Çocuklarımızın zihninde deprem anıtı olan bir kütüphane değil, hazinelere açılan bir kapı olacak bir kütüphane istiyorum.

#vaniçinkütüphane




Devamını Oku>

17 Eyl 2017

Yalaza | Dizi Önerisi

10 yorum

49 yaşında, Taraklı doğumlu marangoz İbrahim Akartürk. Dört yetişkin kızını, afacan küçük oğlunu, bunamaya başlamış bir türlü ölmeyen babasını ve evin etrafında kasap kedileri gibi dolanan damat adaylarını saymazsak, pek bir sıkıntısı yok. Ta ki, hayatının o “en önemli gün”ü gelene kadar. Karısını kaybedeli 10 sene olan İbrahim, babasının ve ahalinin zoru ile, sevmediği bir kadına, Nalan’a talip olur. Ancak, hayatı yemek tenceresinden gören Nalan’ın ikram ettiği bir mantar, İbrahim’teki bir alerjik reaksiyonu tetikler, geçici bir felç durumu yaşar. Üstelik tam da o anda, Taraklı’ya henüz gelen Alev, arabasıyla İbrahim’e çarpar. Öldü sanılan İbrahim, tezcanlı hemşehrilerinin gazıyla musalla taşına konur. Bu, İbrahim’in öldüğü gündür! Ama aynı zamanda dirildiği gündür bu: çünkü Alev’i yıllar sonra ilk defa o gün görür. Hayatının aşkı, yaşamadığı her şeyi simgeleyen, yeni bir soluk, yeni duygular ve yaşamak için yeni bir sebep. İbrahim’in hayatı, bir daha asla eskisi gibi olmayacaktır. Basit bir marangozdur, ama şimdi organik tarım yapan, laptopundan tarım borsasını izleyen bu şehirli kadına aşıktır. Dört yetişkin kızı, üç uçuk damat adayı, ikide bir karakollardan topladığı bunak babası, ele avuca sığmaz küçük oğlu ve peşini bir türlü bırakmayan Nalan. Taraklı’lı bu “Çağdaş Nasrettin Hoca”nın etrafında da çılgın bir topluluk var: Alman kahveci Helmut, Deli Kezban, Milliyetçi Fatih Weissmüller… Mafyacılık oynayan Oral Abi, yardımcısı İsmail… Postacı Asil… Kazıkçı arsa spekülatörü Yaşar… Falcı Nazmiye ve diğerleri… İbrahim’in başına gelen, “pişmiş tavuğun başına” gelmeyecek ve bu çılgın korodan, insanın kanını kaynatan bir ritm çıkacak: Yalaza!!

°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°

Tanıtımlarını gördüğümden beri çok merak ettiğim bir diziydi Yalaza. Osman Sınav ve Hasan Kaçanın elinden çıktığından oldukça kaliteli bir yapım olduğunu tahmin ediyordum.Ki şahsen tahminim doğru çıktı. Sımsıcak bir hikaye. Halkın ta içinden bir hikayeden yararlanmışlar. Karakterlerin her biri karikatür gibi. 

Ben izleyince kalbi ısıtan dizileri çok seviyorum. Kendimi o dizide hayal edebiliyorsam müdavimi oluyorum. Öylede saçma bir insanım. İşte bu dizi bana bu hissi yaşattı. Ben oyuncular arasında hiç bir potluk görmedim. Özellikle çift olanları birbirine çok yakıştırdım. 

İlk bölüm için komedi tam kararındaydı. Cenaze sahnelerinde annem biraz etkilensede güldüğümüz kısımlar ağırlıktaydı:) 



Peki nedir bu yalaza?
TDK sözlüğüne göre yalaz=alev demek. Ancak buradaki yalazanın özel bir anlamı var.

Taraklı’da eskiden tüm köylüler bir araya gelir ve belirledikleri bir köylüye büyük bir organizasyon ile şaka hazırlarlarmış. Bu şaka her ne kadar şaka zede için komik olmasının yanı sıra korku dolu olsa da Taraklı köylüleri için eğlence anlamına gelmekteymiş.

Yalaza çoğunlukla eğlencelidir, güldürür; ama her zaman değil. Kabahati olanların cezası yalazayla kesilir ve uyarılması gerekenlere ince ayar yine yalazayla verilirmiş.

Benim yorumum şimdilik böyle :) sizlerinde yorumlarınızı bekliyorum. Sağlıcakla kalın.
Aslıhan 

Devamını Oku>