11 Kas 2018

KONUK YAZAR | ŞİİRLERİM 2 - DUDU ALTINTAŞ

Hiç yorum yok
Merhaba. Yine çok güzel bir şiir ile karşınızdayım. Dudu hanımı,konuk yazarlığını ve şiirlerini ben çok sevdim.Kendisine tekrar teşekkür ederim. Anladığım kadarıyla sizlerde çok sevdiniz.Kendisine teşekkür ediyorum.Ve yazısında hiçbir değişiklik yapmadan sizlerle paylaşıyorum. 




Ne kadar yakar bir yüreği 
Kurtulmuş bir çiçek destesi
Olabilir mi gözyaşı sebebi 
Belki özlemdedir yoktur ötesi 

Koparınca güzel kokuyorsa papatya 
Yüreklerimiz de alışmalı acıya 
Tabiat ana yalan söyleyecek değil ya
Karanlık görmeden çıkılmaz aydınlığa 

Güneş doğacak bir gün penceremize
Biz de koşacağız aydınlık günlere 
Sonunda güneş batıp gitse de
Ay ışığı altında biz hep sevdiklerimizle

                             Dudu ALTINTAŞ 

Devamını Oku>

7 Kas 2018

DÜNÜN HİKAYESİ | MİM

9 yorum

Merhaba,
Sevgili Umman Aslan çok güzel bir mim başlatmış ve sevgili Pınarın Günlüğü beni mimlemiş.. Onların da yazılarına ulaşmak için isimlerine tıklayabilirsiniz. İkisinin de yazısını okudum ve çok beğendim. Benim yazım onların yazıları kadar güzel olacak mı emin değilim. Ayrıca mim için en az 3 isimi mutlaka mimlememizi istemişler :)
Hadi başlayalım.

*******
Bir önceki sabah olduğu gibi 6.30'da uyandı. Ve bir önceki gün olduğu yatakta biraz oyalandı. Oyalanırken favori olayı youtubeda video izlemekti. Zira günden güne değişen tek şey videolar oluyordu. Aslında gönüllü olduğu vakıfa gitmesi gerekiyordu.Ama içinden gitmek gelmiyordu. Bu yüzden gitmedi.


O oyalanırken kardeşleri ve babası evden ayrılmıştı bile.İşte bu yüzden sabahları çok seviyordu.Ne kadar az ses o kadar huzur gibi geliyordu. 3 kızın paylaştığı odasından yerde olan döküntülere basa basa çıktı.Çıt sesi geldi ama gözlüğü olmadığı sürece sorun yoktu. Evin içinde ilk durağı lavabo ardından mutfak oldu her zaman ki gibi.Evin geri kalanı uyanana kadar altlık yapacaktı. Zira açken sigara içemezdi. Bu anlar onun sakince düşünme anlarıydı.


-Ne zaman bu kadar bağlandım acaba? Kokusundan nefret ediyorum.Aslında hiçbir yararı yok.Olmayan paramı havaya üfürüyorum. Allahım hayırlısıyla bir işim olsun artık. Yarın biraz daha erken uyanıp namaza başla artık.


Camdan dışarıyı izlerken sigarasını bitirdi ve yatağına geri döndü. Sosyal medya hesaplarına baktı.Yine herkesin hayatı mükemmel görünüyor ve herkes pozitifti.Babaanne ısrarı ile evin geri kalanı da kalktı ve kahvaltıya oturuldu. Sadece 1 sanileğine -yavaş ve çiğneyerek yemeliyim düşüncesi geçti aklından. Kahvaltı sonunda unutmuştu bile. diğerleri-annesi,kız kardeşi ve babaanne- kahvaltıya devam ederken önce ilaçlarını aldı .O ilaçlar olmadan sakin kalamıyor ve odaklanamıyordu. Ardından kahvaltı sonrası sigarasını aldı. Daha bitiremeden kardeşi de gelmişti yanına. Zehirlenirken ev işini paylaştılar.Bir önceki gün Aslıhan annesiyle çamaşır yıkamış kardeşi evi süpürmüştü. Bugün elektrikli süpürgeyi biri ,vileda ve toz alma işini diğeri yapacaktı.Arada bir yerde danışman hocasına mesaj attı.Hala mezuniyeti resmiyete ulaşmamıştı.Hocası azıcık tersleyip sabırlı olmasını istemişti. Suç onun değildi ki babası yakında soracaktı.Nerede diploman diye.


İşleri bitti. Kuzenleri halasına gelmişti.Hem ona uğradılar hem bazı çamaşırları halalarına götürdüler. Allahtan ev oldukça yakındı. Eve geri döner dönmez komşularının kızı çağırdı.Yemek hazırlamış ve yalnızdı.Bu okumaya fırsat bulamamış ancak çok zeki kız onu mutlu ediyordu.İnşallah açıköğretimden devam edecekti. Eve döndü.Annesi yemekleri yapıyor sadece sofra kızlara kalıyordu. Babaları gelince akşam yemeği,çay ve yatak. Telefonunu uçak moduna aldı ve ışığını kapattı.Yine uyumadan önce hayal kurmaya başlamıştı.İşi ve kendisine ait bir evi vardı.Kitaplığı çok büyük olacaktı.Bir tarafta plak çalacaktı.
*******
Gördüğünüz gibi monoton ve sıkıcı bir hayatım var. Bir süredir böyle ve bir süre daha böyle devam edecek sanırım.Bende şu arkadaşlarımı mimliyorum.


Selametle...

Devamını Oku>

4 Kas 2018

4.11.2018 | BÜYÜYÜNCE SARARIZ YARALARI

11 yorum

Gerçekten uzun bir aradan sonra 'MERHABA'. Görüşmeyeli nasılsınız bakalım? Öylesine bir cevap verdiğinizi ve yarım ağızla bana sorduğunuz görüntüsü geldi zihnime .Fazla mı kötümser bir giriş oldu ? Belki .

Evet yazı yazmayalı 2 ay oldu, fakat asıl hayatla ve hayatımla  ilgili yazmayalı baya olmuş. Tabii ki nedenlerim vardı; 
Öncelikle  bilgisayarsız uzun bir yazı yazmak benim açımdan çok uğraştırıcı, Hayatımda bazı durumların nihayetine ermesini bekliyordum. Zira nihayetine ermeden bahsedersem kötü etkiliyormuşum gibi geliyor.Aslında bunun bilimsel bir açıklaması var. bu açıklama ile ilgili bir videoyu şuraya bırakıp yazıma devam ediyorum.


Yazının başlığı büyüyünce sararız yaraları. Bunu hep duyardım ancak kendim farkına varmam 24 yaşıma girmeme rastlıyor. Farkettim ki uzun süredir hissettiğim kırgınlıklar geçmiş,kendine kendime affetmişim. Sarmışım yaraları. Artık daha farklı gözlerle bakıyorum her şeye. Belki de hayatın gerçekleri ile karşılaşınca soyut bütün dertler tamamen görünmez hale geliyorlar. Nedir bu hayatın gerçekleri;



MEZUN OLDUM!( Henüz e-devlete düşmedi sinir oldum) -bir tebriğinizi alırım- ve artık İŞSİZİM! - bir vah vah bekliyorum-

Kendi ayaklarımın üzerinde durmak istiyorum zira kendime belirlediğim ve uygulamak istediğim bir hayat düzeni var. Bunun içinde çalışmam şart.Evde bir düzen oturttuk kısmen memnunum evet ama benim kendim için tasarladığım düzen bu değil. En basiti şuan bu yazıyı yazdığım bilgisayar benim değil.Arkadaşımdan ödünç aldım-Ve kız kardeşim hasbelkader vuku üzerine kustu- dolayısıyla bu durumdan pek memnun değilim. Ama yine Allah razı olsun. Onun vesilesiyle biraz yazı stoklayacağım ve vicdan azabından kurtulacağım.

Bu aralar pek okumadığım ,çokça izlediğim bir dönemdeyim. Diziler ve Youtube videoları çoğunlukta. Öyle videolar görüyorum ki ben bir youtube kanalı açsam mı ki diyorum.Ama kendimi görsel olarak ifade etmekten çekiniyorum açıkçası. Belki bir arkadaşla beraber olursa cesaret edebilirim. Sinema da  ise en son Müslümü izledim.Ancak film bana farklı anılarımı hatırlattığı için yazısını yazmak istemedim.

KPSS ne verem bir sınavmış arkadaş! Kitaplar ateş pahası keza sınavın kendisi de öyle.Ve kendi param olmadan bu yükü yüklenmek istemiyorum.Sonunda kazanamamak ihtimali varken aileme yük olmak istemiyorum.

Sıradaki konu 3 haftadır canımı sıktığından bahsetmek istiyorum efenim.Bu ne şimdi demeyin :) Çamaşır makinemiz bozuldu.Yaklaşık 3 hafta oldu.En son Arçelik biz parça bulamıyoruz size yenisini verelim dedi.Şuan yeni makineyi bekliyoruz. Ama 3 hafta içinde Aslıhan-matik yerini doldurdu kendisinin. Kimseye minnet etmek istemediğimden kimseye verip yıkatmadım. 8 kişilik bir aile olduğumuzdan kuru temizleme falanda mümkün değil.Oturduk annemle yıkadık. Hala burnumda deterjan kokusu var.

Elimde iki tane çizgisiz defterim var. Bullet Journal yapsam mı diye düşünüyorum. Ama başladıım şeylere devam edememe gibi bir huyum var. Bu huyla nasıl bloga devam ediyorum bende bilmiyorum. Ama hevesime yenileceğim gibi duruyor. Eğer yenilirsem paylaşırım. Aslında blogdan önce instagramda paylaşırım sanırım-utanan maymun-

Podcast sever misiniz? Mirgün Cabas ve Can Kozanoğlu  'Storytel - İlk Sayfası' adlı bir program sunuyorlar. Yazarları konuk edip bir kitaplarının ilk sayfasını okuyup üzerine konuşuyorlar.Ben beğendim şahsen. Youtube,iTunes ve Spofity üzrinden dinlenebiliyor.

Benden bu haftalık bu kadardı efenim. Yorumlarınızı bekliyorum

Selametle...


Devamını Oku>

24 Eyl 2018

KORKMA BEN VARIM | MURAT MENTEŞ

6 yorum

"Öldürdüğüm insanlarla iyi arkadaş olacağımızı düşünmüşümdür hep."

Dublörün Dilemması'nın yazarından komik, hızlı, şoke edici bir roman daha.Gönül İşleri Bakanlığı'nda basın müşaviri dövüş ustası Fu. Başkalarının intikamını alarak hayatını kazanan Gıcırbey. Tarih öğretmeni dilber Şebnem Şibumi.Padişah yorganları satıcısı Enver Paşa.Dul gangster Hayati Tehlike.Mr. Spock, Abdülcabbar, Ruhiye Hanım, papağan Huduni, cin Jajha, Atom Bombacıyan, Uçan Kız, Abidin Dandini, Leyla Kalahari ve diğerleri...Korkma Ben Varım'ın her sayfası sürprizlerle dolu.Aşk, dostluk, intikam, yalnızlık ve şiddetin ustaca harmanlandığı roman, olağanüstü bir enerji saçıyor.

"Bu kitap karnaval sırasında başgösteren bir bombardımana benziyor."

°°°°°°°°°°°°

Merhaba efendim. Nasılsınız bugün? Uzun bir aradan sonra bir kitap yorumuyla sizlerleyim. Hem okumayı, hem yazmayı çok özlemişim. Spoiler vermeden nasıl bir yorum yazabilirim bilemiyorum ama. 

Öncelikle Murat Menteş ve ekolünü seviyorum açıkçası. Hem yormadan, kolay okunuyor. Hemde çerez kitaplara nispeten insana katıyor. 

Murat Menteş okuyanlar bilir kahramanların isimleri hep ilginç isimler olur. Ki bunu editörü olduğu kitaplarda bile görüyoruz - örneğin Murat Uyurkulak'ın Merhume kitabında bu etkiyi görüyoruz. Ki ikisi aynı ekolden- 

Bu kitabında da ilginç isimler, topluma ve sisteme dokundurmalar ve tesadüflerle örülü komik bir öykü okuyoruz.  

Kitabın geçtiği ülkede Gönül İşleri Bakanlığı  var. Ve aşkkart diye bir hizmet sunuyorlar. Kanaat önderleri, dedeler  dervişler vb kişilerden oluşan bir heyet var ve onlarla görüşerek aşkına onay alıyorsun. İster istemez ben zaten alamazmışım diye düşündüm. Benim en sevdiğim karakter Fu ve Gıcırbey oldu.  Ben kitabın bu iki karakter üzerinden ilerleyeceğini düşünüyordum. 

Eğer zekice yazılmış cümleler okuyayım ama ağır bir kitap olmasın diyorsanız. Absürt edebiyatı seviyorsanız. Ben Murat Menteş'in kalemini kesinlikle öneriyorum.

"sana rastlayıncaya kadar, deli gömleğimin üstüne hep en iyi marka kazaklar, ceketler giydim..."





Devamını Oku>