11 Eyl 2016

YENİ YAZI SERİSİ | BANA ÖĞRETİR MİSİN? | SATRANÇ


Merhaba bugün nasılsınız bakalım ?Bugün Barış Özcan'ın videolarını ilk defa izledim.İlk defa izledim ve çok etkilendim.Bir çoğunuz biliyordu ama ben bugün öğrendim.Sonra bilmediğim ne kadar çok şey olduğunun farkına vardım.Ve bildiğim çok şey. Her birimizin aklının farklı çalıştığını ve bilgi birikimlerimizin farklı olduğunu düşünürsek ,hepimiz için durum aşağı yukarı böyle.

İnternet bilmediklerimizi öğrenmek için çok büyük bir kaynak. Teorik anlamda bir çok şeyi bu kaynaktan öğreniyoruz. Hatta bu kaynaklar arasında bizim bloglarımız da mevcut.Ama gelin görün ki bir kitabın yorumunu okumakla o kitabı okumak arasında büyük bir fark var. Benim de aklımdan şöyle bir şey geçti.Yeni bir yazı serisi oluşturayım ve bilmediğim her başlık için bir yazı yazayım.Böylece aranızda bu konuda bilgisi olanlar bana öğretebilir. 

Dur! nereye? önce sayfayı sonuna kadar oku :) 

İnteraktif olarak öğretmenin zorluğunu biliyorum.Ama bu konuda yararlı tüyoları,kaynakları ve sizin nasıl öğrendiğinizi anlatarak bana yardımcı olabilirsiniz.Tabii ki bu karşılıklı olabilir.Gerek yorumlar da gerek kendi blog sayfanda öğrenmek istediğin konuyu yazabilirsin.Kendi adıma söz veriyorum bildiğim her konu için yorum yazacağım.Böylece bilmediklerimizi öğrenmiş ve bildiklerimizi öğretmiş olacağız.En azından yardımcı olmuş olacağız. Hem bilgi deryamız artacak hem iyilik yapmış olacağız.

Gelelim ilk konuya.Ben satrancı tam olarak bilmiyorum.Taşları,hamle şekillerini ve sayılarını biliyorum.Fakat oynayamıyorum.Bilen biriyle hiç karşı karşıya oynamadım.Keşke 22 yaşıma kadar beklemeseydim.şimdi söyle bakalım

ÖĞRETİR MİSİN BANA?


Merhaba bugün nasılsınız bakalım ?Bugün Barış Özcan'ın videolarını ilk defa izledim.İlk defa izledim ve çok etkilendim.Bir çoğunuz biliyordu ama ben bugün öğrendim.Sonra bilmediğim ne kadar çok şey olduğunun farkına vardım.Ve bildiğim çok şey. Her birimizin aklının farklı çalıştığını ve bilgi birikimlerimizin farklı olduğunu düşünürsek ,hepimiz için durum aşağı yukarı böyle. İnternet bilm...

devamını oku
PAYLAŞ:

10 Eyl 2016

MUCİZE



Hayatta ne kadar çok mucize var değil mi ? Bir yaprağın kıpırdanışında ,bir bebeğin ağlayışında,bir kadının sesinde ve daha nicesinde.Ben hepsinde bir yaratıcıyı görüyorum ve ancak şimdi şimdi şükredebiliyorum. Verdiği ve aldığı her şey bir mucize. Unutmak mesela, sizce de en büyük mucizelerden biri değil mi ? Örneğin ölümün geleceğini unutmasaydık hepimiz birer deli olmaz mıydık? İnsanlar bunu hatıraların yıkımı olarak görebilir. Ama değil. 

Mesala ben en  isyankar olduğum zamanlarda önceki kabul olmuş dualarımı hatırlıyorum.İyi ki unutmuşum diyorum.Birini anlatayım size.Bir gün Karamanda okulun bahçesinde oturuyorum.Yanımda kimsem yok ve bu şehirde kendimi kapana kısılmış hissediyorum.Oturup saatlerce ağladım.Bir yandan sürekli dua ediyordum.Hayırlısıyla memleketime dönmeyi nasip et Allah'ım diye. Sonra günlerde merkezi yerleştirmeye başvurdum kendim dahil kimse ihtimal vermiyordu olacağına.Öğrenci işleri öylesine bir dene sonra umudunu kesersin sende demişti.Bende aileme bile haber vermedim.Günler sonra bir telefon aldım Van'daki okuldan kabul edilmişim.Babam teyit amaçlı okula gitti.Üniversitede çalışan bir arkadaşıyla öğrenci işleri şefi önünde bir çok dosya varmış.Babam adımı söylediğinde adamın dediği şeyi öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Ne büyük torpiliniz var.Kız yüzünden her şey birbirine girdi.Nasıl halledebildiniz demiş.İşte o gün sırtını dayayacağın en büyük dayanağın yalnızca Allah olduğuna kanaat getirdim. Gerçekten çok büyük bir torpilim vardı.

İnsan evladı işte.Unutuyor lütufları.Yine isyana başlıyor.Allah yine büyüklüğünü gösteriyor.  Bir mucize gösteriyor. Geçenlerde birine daha şait oldum şükür. Yazlıkta komşu sitenin sahilinde yüzerken yılan görmüşler.Annemde açılmama izin vermedi. Benim kadar açılacak biri gerekiyordu.Ben kıyıda kalırken Babaannem yaşlarında bir kadın geldi.Sitedeki herkesin tanığı ve sevdiği biri Gülseren Teyze ama ben ilk tanıştım kendisiyle. Sohbet ede ede açıldık ve döndük. Yaşlı bir kadınla açıldım.Ama bir mucize ile döndüm.Öyle bir kadın ki hayran olmamak elde değil.

Anlattıklarını size de iletmek istiyorum.30 yaşında uzun saatler süren  omurilik ameliyatı oluyor. günlerce uyuyor. Uyanık olduğu günlerde ise serum bile istemiyor ki tuvalete dahi gitmesin. Hastaneden çıkacağı günlerde Doktorunun ona söylediği sözleri hala hatırlıyordu.Kızım demiş.İnsanlar geldikleri gibi gitmez bu dünyadan.Kimisi güzelliğini kimi dinini mutlaka herkes bir şeyini kaybeder.Sende ayakları kaybedebilirsin. Odadan çıkmak üzereyken Türk filmlerinde ki gibi bağırıyor Gülseren teyze :) Hayır ben yürüyeceğim. kapıya kadar yürüyeceğim göreceksiniz. 3 adım atıyor 4. de acıdan bayılıyor. Bu inatçı kadına kimse söz geçiremiyor tabii yürüyor hatta yere eğilmesi bile yasakken hala kendi işini kendi görüp  hatta harika yüzüyor. Gülseren teyze daha sonra iki tane de kanser atlatıyor. cilt ve meme kanseri. O kadar dayanıklı ki ilk öğrendiğinde bir süre kimseye haber vermeden tedaviye tek başına gidip geliyor. 

Ben olsam dayanamazdım dediğimde  sürekli Allah'a şükrettim dedi bana.O verdi o  alacak canımı.Ölümden hiç ama hiç korkmadım ben dedi. Bu kadın o gün daha fazla dayanamayacağım diyen bana gösterilmiş bir mucize değilde ne? Allah Gülseren teyzeye ve tüm isteyenlere hayırlı güzel ömürler versin. Kendisine uzun ömür dileyenlere uzun değil güzel ömrüm olsun diyor oda. 

İşte böyle dostlar.Etrafımız mucizelerle dolu.Hatta içimizde.Biz bekleyince değil.İhtiyacımız olunca çıkageliyorlar.Her birimizin farkına varması dileğiyle...

Hayatta ne kadar çok mucize var değil mi ? Bir yaprağın kıpırdanışında ,bir bebeğin ağlayışında,bir kadının sesinde ve daha nicesinde.Ben hepsinde bir yaratıcıyı görüyorum ve ancak şimdi şimdi şükredebiliyorum. Verdiği ve aldığı her şey bir mucize. Unutmak mesela, sizce de en büyük mucizelerden biri değil mi ? Örneğin ölümün geleceğini unutmasaydık hepimiz birer deli olmaz mıydık? İnsanlar...

devamını oku
PAYLAŞ:

9 Eyl 2016

bu kana sen bulaştın...

Bir süre önce Metin Bıyık namıdiğer Sosyal Hamsi ile  konuştuk. Yazılarını çok seviyorum kendisinin.Ve kendisi bugün ki konuk yazarım.Kendisine çok teşekkür ediyorum.Yazısına hiç bir müdahalede bulunmadan aynen yayınlıyorum. 

*****

gittin. ne mi yapıyorum? ne kadar uzak olabiliriz ki diyorum. kafamın içinde dönüp dolaşıyorsun. elini kolunu sallaya sallaya ahkam kesiyorsun kalbimde.

elimi kolumu hareket ettirebilirken, kalbe kanı bu damardan pompala diyemiyorum. bu kana O bulaştı bunu temizleme diyemiyorum.


habersiz girdin hayatıma, farkımda olmadan. evimde, her köşede kokun olsun istedim zamanla. başım omzunda sen yanımda ol istedim. gözlerimin esiri oldun. bir fotoğrafın kaldı senden bana, bakıp bakıp iç çektiğim bir fotoğrafın.

çıkmıştın hayatımdan ama ben çıkaramamıştım seni aklımın bir ucundan…

Bir süre önce Metin Bıyık namıdiğer Sosyal Hamsi ile  konuştuk. Yazılarını çok seviyorum kendisinin.Ve kendisi bugün ki konuk yazarım.Kendisine çok teşekkür ediyorum.Yazısına hiç bir müdahalede bulunmadan aynen yayınlıyorum.  ***** gittin. ne mi yapıyorum? ne kadar uzak olabiliriz ki diyorum. kafamın içinde dönüp dolaşıyorsun. elini kolunu sallaya sallaya ahkam kesiyorsun kalbimde. elim...

devamını oku
PAYLAŞ:

25 Ağu 2016

KİTAP YORUMU || KARDEŞİMİN HİKAYESİ -ZÜLFÜ LİVANELİ


İnsan,Bir damla kan ve bin endişe
Şirazlı Sadi 


İlk defa bir Zülfü Livaneli kitabı okudum.Bitirdikten sonra keşke daha önce okusaymışım dedim.Kitap bir cinayet haberiyle başlıyor.Bir gece öncesinde misafir olduğu evin genç hanımı öldürülüyor. Olaylar bundan sonra başlıyor.İçerisine Ahmet beyi ve onun yaşamını da alarak devam ediyor.Kitap boyunca   katili tahmin etmeye çalışıyorsunuz. Ama sanırım hiç kimse kitap sonunu tahmin edemez.


Bir kitap düşünün içinde hem cinayet,hem psikoloji,hem aşk olsun.Kitabın kahramanı Ahmet Arslan ise çok tuhaf biri  Kendisi bir mühendis ve emekliliğinden sonra Karadenizin bir köyüne yerleşmiş.Profesör Kien* gibi  tüm evi kitaplarla dolu. Tıpkı bir kütüphane gibi onları konularına ayırması çok hoşuma gitti. Kitaplarda asıl aradığı anlattığı hislerini anlamak.Çünkü mühendis bey hissedemiyor.Odalarda az sayıda eşyaları da var.Mesela birinde sadece sevgili var.O kadar çok seviyor ki sevgiden öldürüyor.** Tıpkı takıntılı bir aşık gibi.

Kitabın konusu,dili ve insana kattığı bilgiler açısın ben çok beğendim.Bitirince şöyle bir kalacağınızı düşünüyorum.Kesinlikle Livaneli kitaplarını okumaya devam edeceğim. Hakkında daha fazla yazmak istesem de hem spoiler vermemek için hemde birbirine karıştırmadan yazmak zor olacağı için kısa kesiyorum ve son olarak kitabın epub uzantılı bir kopyası bende mevcut ancak telif hakları açısında soru olabileceği için buraya yükleyemiyorum.Ama isteyenleriniz olursa e-mailden gönderebilirim.

Keyifli Okumalar.
Sevgilerle

*Profesör Kien Elias Cannettinin Körleşme kitabının karakteri
**Kitabın bir bölümüne göndermedir.

İnsan,Bir damla kan ve bin endişe Şirazlı Sadi  İlk defa bir Zülfü Livaneli kitabı okudum.Bitirdikten sonra keşke daha önce okusaymışım dedim.Kitap bir cinayet haberiyle başlıyor.Bir gece öncesinde misafir olduğu evin genç hanımı öldürülüyor. Olaylar bundan sonra başlıyor.İçerisine Ahmet beyi ve onun yaşamını da alarak devam ediyor.Kitap boyunca   katili tahmin etmeye çalışıyorsunuz....

devamını oku
PAYLAŞ:

23 Ağu 2016

BEN GELDİM



Merhaba :) Gitmediğimi söylememişken geldiği belirtmek ancak benim yapacağım bir şey. Bir kaç günlüğüne ailemin yanına gitmiştim.
Evimizin tatlı hatunları babaannem ve annem hazır babam yurt dışındayken erişte ve yün yıkama işini bitirelim dediler. Annemin dizinden su alınınca ve ağır kaldırması yasak olunca,kız kardeşim de lense alışma sürecinde gözlerinin mikrop kapmasını istemediğinden (aradığı bahaneyi bulmuştu sayın okuyucu itiraz edemezdim),malumunuz babaannem de yaşlı olunca(dili için aynı şeyi söyleyemem) işler bendenize yüklendi.(Yazar burada hamaratlığını vurguluyor).2 günde bitirip kalan 2 günde dinlendim.

Allah'tan bu sefer sömürülecek bir İnternet bağlantısı buldum da arada bir kaç yere baktım.Tablete de bir sürü e-kitap yüklemiştim(isterseniz bununla ilgili bir yazı yazabilirim).Uzun zamandır bu kadar okuyamamıştım iyi oldu.Kardeşimin hikayesiydi biri.Yorumunu yazsam mı diye düşünüyorum şimdi.Bir daha gidersem filmde indireyim diyorum.

Kendisi de bu kadar kısa olan tatilimde  bunlardan başka hişçbirşey yapmamış olsamda bir güncelleyeyim dedim :)

İyi günler hepinize.
Sevgilerle

Merhaba :) Gitmediğimi söylememişken geldiği belirtmek ancak benim yapacağım bir şey. Bir kaç günlüğüne ailemin yanına gitmiştim. Evimizin tatlı hatunları babaannem ve annem hazır babam yurt dışındayken erişte ve yün yıkama işini bitirelim dediler. Annemin dizinden su alınınca ve ağır kaldırması yasak olunca,kız kardeşim de lense alışma sürecinde gözlerinin mikrop kapmasını istemediğinde...

devamını oku
PAYLAŞ:

10 Ağu 2016

BEN BİR ZAMANLAR

Dün İnstagram hesabımdan bir mesaj aldım.Daha önce yaptığım konuk yazar duyurusu ile ilgili   kelebegintirtili ile konuştuk. Ve kendisi bu günkü konuk yazarım :) Kendisine teşekkür ediyorum.Ve yazısına hiçbir müdahalede bulunmadan  aynen paylaşıyorum. Benim önceki yazılarıma benzediğinin farkındayım. Ben bu bulanım hallerini atlatır gibiyim şu sıralar oda bu durumu dünya seyahatine çıkarak atlatacak hatta bugünlerde yola çıkacakmış.İyi okumalar :)

*****

Ben bir zamanlar...Son zamanlarda kendimi tanıyamaz oldum biraz daha umursamaz kendime karşı biraz daha acimasizim kendini seven bir adamin ihaneti bu... Ne zaman başımi gökyüzüne kaldirsam bir yildiz kayar ve ne zaman bir yıldız kaysa hemen seni dilerim biliyorum seni gökyüzünden istemek biraz aptalca...artık daha korkagim yuzlesmek yerine hep kaçıyorum seni görecem diye de ödüm patlıyor çocukluğum geliyor aklima... ne yapsam zevk alamiyorum kitap ta okumuyorum eskisi gibi yemege verdim kendimi hem daha kolay yapmasi uykumuda getirmiyor acilarima tuz basar gibi irademin ihanetini nefsimle ağır ödüyorum...hayat neydi bilmiyorum neden yaşıyorum ki diyorum umutsuz vakayim biliyorum kendime çok kızıyorum her sarkida her siirde seni buluyorum sonra, sonra mi? kendimi kaybediyorum... geceler dis ağrısı gibi yuregim durmadan sızlıyor ve başımi ne zaman yastıga koysam yastık taş kesiliyor... yatagim çok soğuk bu kadar ateşin içinde bir adam nasıl uşür bilmiyorum yani kisacasi günlerim böyle bombok ben mutluluk nedir unuttum bir zamanlar mutluluk sevdigim kadının gözlerin de kendimi görmek ti simdi o gözler benim katilim ve ben daha ne kadar ölecem bilmiyorum kendi evime kendi kalbime daha ne kadar yabanci olacam bilmiyorum bir kuyunun icinde en sevdikleri tarafından atılmış yusuf gibi, ucurumun kenarindayken ellerinle itilmiş gibi, benim hayatim... Daha ne kadar gülecem gizlemek icin actigin yaralari söyle...iki yüzlü olmaktan kendimi kandirmaya calismaktan ayakta durmaya çalışmaktan çok yoruldum. her zaman boylemiydim bilmiyorum...Ters istikamete gidiyorum yanlış yolda yürüyorum biliyorum ama olsun hiç olmazsa durmuyorum. Ben bir zamanlar...neyse

Dün İnstagram hesabımdan bir mesaj aldım.Daha önce yaptığım konuk yazar duyurusu ile ilgili   kelebegintirtili ile konuştuk. Ve kendisi bu günkü konuk yazarım :) Kendisine teşekkür ediyorum.Ve yazısına hiçbir müdahalede bulunmadan  aynen paylaşıyorum. Benim önceki yazılarıma benzediğinin farkındayım. Ben bu bulanım hallerini atlatır gibiyim şu sıralar oda bu durumu dünya seyahatine çıkarak atlat...

devamını oku
PAYLAŞ:

8 Ağu 2016

İYİ ŞEYLERDE VAR(MIŞ)

Selamünaleyküm. Bu kez olması gereken gibi başladım sanırım :) Nasılsınız bakalım? Az evvel  Ne konuda yazsam diye düşünürken fark ettim ki ben hep kötümser bir dille ve hep kötü anlarımı paylaştım sizinle.Hatta normalde de düşünce şeklim böyle.Halbuki benim hayatım sürekli acıların çocuğu halinde geçmiyor ki  :) Niye kendime bunu yapıyordum inanın bilmiyorum.Geçte olsa bunun farkına varmam güzel oldu.Gülümsenecek detaylar buldum kendime.

Aslında bu fikir yeni değil.Yeni bir başlangıç yapmak için uğraşırken, izlediğim bir filmde iki kız kardeşin hikayesi etki etti bana.kızlar her akşam yatağa girince önce dualarını okuyup sonra bütün gün yaşadıkları kötü olayları unutup  ve sebep olan insanları affediyorlardı. İyi anılar onların yerine geçiyor böylece.Ben neden yapmayayım? Kin kalbime ağır yük olmuyor mu diye düşündüm.

Mesela annemle vakit geçirmeyi sevdiğimi sırdaş olacak kadar yakın olduğumuzu anlatmadım hiç.Babamın ben yalnızken endişelendiğini ve benim güvende olmama ihtimalimin bile onu uyutmadığını da yazmamışım.Kardeşlerimin yazlıktan gelince uzun uzun bana sarıldığını da.Bir ihtiyaçları olunca ilk bana koşacak kadar güvendiklerini de.

Kendimi aptal hissettiğimi okulu sevmediğimi ve uzayabileceğini yazmışım.Ama herkesin bu zekayla uzatmazsın dediğini yazmamışım.Yada bir şey soracakları zaman ilk bana sorduklarını.Mutlaka kim milyoner olmak ister katıl demelerini.

Çirkin olduğumu yazmışım mesela.Hiç tatlı bulunduğumu yazmamışım.Burnumun eğriliğine kadar yazmışım da ben  nefes alıyorum arkadaş dememiş, şükretmemişim. Kilolu olduğumu yazmışım da ben veririm diyememişim.

Hep kalabalıklar içinde yalnızım demişim. Kalabalıkları gözardı eden benmişim.Kim kolunu uzatsa bana kimse yardımcı olamaz diye uzaklaştırmışım. Kimse beni sevmiyor yazmışım diğer bir yazımda.Peki ben kime seni seviyorum diyorum ki.

En önemlisi Allah beni sevmiyor diye düşünüyordum.Dualarımı duymazdan geliyor demişim.Onun beni sevdiğini hissedemiyorum cümlesini nasıl yazabilmişim. Beni sevmese tamamen nasipsiz bırakırdı değil mi? Halbuki hiç bir şeyim olmasa düşünecek aklım okuyacak gözüm başımda örtüm var.Kuran okuyamayan tutsak toplumlar varken ben özgürüm.Onca isyanıma rağmen iyi şeylerde oluyor hayatımda mesela.En azından gülecek nedenlerim var.Allah merhametlidir affedicidir.İnşallah yanlıştan dönecek kulunu da affeder. Peygamber efendimizi rüyamda hala görmedim ama bir sür insan görememiş sonuçta.Niye kendi üzerime alındım ki.

İtiraf edeyim son madde bir kaç dakika önce dank etti.Oda şöyle oldu.Her gece kardeşim benimle kalıyor.Yani bütün gün yalnız oluyorum ama gece o yanımda kalıyor.Ona rağmen rahat uyuyamıyor korkuyordum.Bu gece yok.Hastalanmış yazlığa gitmiş.Dualarımı okuyup yazıya başlayınca güvende hissettim.Güvenle beraber geldi o beklediğim his.Meğerse dualarımı eksik ediyormuşum.

İşte böyle dostlar. Benden beklenmeyecek bir yazıyla ve köşeli jetonumla karşınızdayım.Kötüyü ben çağırıyordum şimdi defetmenin peşindeyim.
Selametle.İyi geceler

Selamünaleyküm. Bu kez olması gereken gibi başladım sanırım :) Nasılsınız bakalım? Az evvel  Ne konuda yazsam diye düşünürken fark ettim ki ben hep kötümser bir dille ve hep kötü anlarımı paylaştım sizinle.Hatta normalde de düşünce şeklim böyle.Halbuki benim hayatım sürekli acıların çocuğu halinde geçmiyor ki  :) Niye kendime bunu yapıyordum inanın bilmiyorum.Geçte olsa bunun farkına varmam güze...

devamını oku
PAYLAŞ: