Bakınız efendim size zaman zaman itiraf ettiğim şeylerin bir yenisi geliyor. Başlıktan anlaşılmıştır ne yazık ki gizemli ve ilgi çekici başlıklardan müstesna bir insanım. Ama anlamayanlar için tercüme edeyim benim bir iç sesim var. Hayır biriyle konuştuğumuz zaman aklımızdan geçenleri kastetmiyorum. Bildiğimiz diyalog haline olduğum bir iç ses. Hemde en dobrasından en mantıklısından. O kadar baskın ki kendisine Asya adını verdim. Aslında Aslıhan ismini pek sevmediğim için kendime en yakın isimlerden birini koydum.
Bir önceki paragrafta
- şizofren bu kız
- iyice sıyırdı gibi cümlelerle ayrılmadıysan detayı ile anlatayım. Öncelikle hayır şizofren değilim. Belirtilerini göstermiyorum ayrıca psikiyatrım fark ederdi diye düşünüyorum. Evet eminim. Sıyırmak konusuna gelince belki birazcık olabilir. İç sesleri araştırdığımda çoğu insanda olduğunu gördüm. Genellikle mantıklı ve iyi konuşuyorlar yani olmak istediğimiz ama olamadığımız özellikler taşıyor iç sesler. Bazı sitelerde vicdanımızın sesi olduğunu söylüyor. Vicdanlı olduğu doğru ama bu vicdan değil emin olun.
Bu ses yani kötü birşey yapacakken senin içini kıpır kıpır yapan hisle aynı kaynaktan. Hani içimden bir ses yapma diyor dediğimiz varya işte bu o. Bence fıtrat dedikleri bu işte. Hep bir mantıklı akıllı edepli çünkü iç ses. Filmlerde olur ya hani her iki omzunda durur iki güç. İyilik ve kötülük... Aynı görüntüye sahip olmasalar da bence içimizde ki fıtrat ve nefs onlar. İrade ise biziz.
Allah'tan son yazımda kesin gidiyorum diye atıp tutmamıştım. Büyük konuşmaları ve söz verip tutmamaları pek sevmem çünkü. Bir önceki yazımda gelen 6 yorum yazan çok değerli 6 insan var. Onlar ışık tutunca bende daha çok düşündüm.Güzel olmasa da bu yazıları ben yazıyorum.Ve yazmayı çok seviyorum.Bana ait olan nadir şeylerden birini neden kendi isteğimle bıraktım ki. Bunun farkına vardırdıkları için çok teşekkür ediyorum.
İnsanoğlu garip bir canlı beyni ise sonsuz bir derya belkide dehliz. Deryalarda yüzüp dehlizlerde boğulabilirsiniz.Mesela Müge Anlı'da şuan işlenen seri cinayetlerin failini gördünüz mü? İnanılmaz zeki bir insan.Dediklerine göre insanları birer oyuncu hayatı bir oyun olarak görüyor ve "game over" olanlar ölüyor. Büyük ihtimalle okb rahatsızlığı var ve "adam mısın?" lafı ile tetikleniyor. 3 kişiyi öldürmüş ve 1 muhtemel ölü var.Şahsen bastırılmış duygulara sahip olduğunu düşünüyorum.Büyük ihtimal takdir edilmeme ve zayıf güçsüz kompleksi var.Ve konuşuldukça ondan korkuldukça kendini daha önemli hissediyor.Bu olayla şuraya gelmek istiyorum.
Ne konuştuğumuza çok çok dikkat etmek zorundayız.Ettiğimiz en küçük lafın kimde hangi duygulara sebep olduğunu bilemeyiz.Özellikle çocuklarınıza söylediğiniz küçük gibi görünen sözlerin bile onların dünyasına nasıl aksettiğini bilemeyiz. Özellikle güçlü,otoriter ve baskın aile bireylerinin olduğu bir ailede kendini yetersiz eden bireyin üstünde daha çok durulmalı.Evet sorunlu çocukların hepsi seri cinayet işlemiyor ama çeşitli ciddi sorunlar yaşıyorlar.Örneğin benim gibi hayata adapte olamıyor kendini değersiz hissetme sorunlarını yaşıyor. Tabii ki bu duygular asıl sebepler değil.Bunlar alt yapıyı oluşturuyor.Tetikleyen adeta fitili ateşleyen bir olay yaşanıyor.Yine kendimden örnek verecek olursam bazı olaylar sonrası uzun süreli depresyondayım. Yaşam yolculuğumuzda bencil olmamak lazım.Bizler istediğimiz gibi düşünmeden konuşup hareket ediyor ve sorunlardan kendimizi sakınıyoruz.Halbuki sorunların sebebine katkımız olmuş hatta sorun bizken nasıl vicdanlarımızı susturup arkamızı dönebiliyoruz.
Neyse nereden nereye geldim. Dönüşümle beraber sadece dikkatli davranmanız ve duygular hakkında yazacaktım halbuki.Kısaca geri döndüm.Yazmak bana oldukça iyi geliyor.Neler düşünüyorsunuz lütfen benimle paylaşın. Sizlerin düşüncelerine değer veriyorum.
Kendi adıma söyleyecek hiçbir şey kalmadı dostlar. Hala aynı noktada durmaktayım. Biliyorum sıkıldınız. Ama bu yazının sonuna kadar sabrederseniz işkence bitecek. Emin değilim ancak bu yazı son yazım.
Zavallı blogum bile başarısızlığımı simgeliyor sanki. Bir haftadır saçma sapan bir sürü tema denedim olmadı. Hep bir gömlek fazla geldi üzerime. Yakışmadı. Her defasında daha iyisini denemek için birini bozdum. Birşeyleri mahvetmekte üzerime yok. Zaten bakıyorum 2-3 kitap, 5-6 isyan yazısından başka hep çekiliş falan paylaşmışım. Geri zekalı bir beyinden beklenildiği gibi.
22 yaşındayım ve hiç bir şeyim yok. Sürekli beni hayata bağlayacak bir neden arayıp durdum. Sürekli birşey olacak ve ben mutlu olacağım ümidiyle, bu kadar şeyi o güzel günler için çekiyorsun Aslı dedim kendi kendime. Evet başarısızsın ama o nedeni hedefi amacı bulduktan sonra inanılmaz başarılı olacaksın yalanını da eksik etmedim ama...
İşe yaramadı, tıpkı benim gibi. Babamla konuşmuyor, diğerlerine çemkirip duruyorum. Onlarda yoruldu benden. Sevmediğiniz birine ne kadar katlanabilirsiniz ki. Okulumu bitiremiyorum. Küçük bir sığınağım var oradan bile çıkmak istemiyorum. Konuşmayı beceremiyorum. İyi bir kul da değilim. Bir kütle yığınından başka hiç bir şey değilim. Sadece bir hiçim.
Yukarıdaki paragraf sizi temin ederim sert bir öz eleştiri değil. Benim biyografim. Bunlar neyse de hayalsizlik yıkıyor insanı. Ne hayal kuracağımı bile bilmiyorum. Boşlukta hissediyorum kendimi. Öylesine süzülüyorum sanki.
Durum bu iken ben bile kendimden sıkılmış ve nefret etmişken sizlere bu işkenceyi çektiremem. Bu yüzden elimi eteğimi çekiyorum. Kalıcı olur mu bilmem ama kararım bu. Belki bu hayattan da çekip giderim. Cesaret edebilirsem benden sonra kızkardeşimin olanları yazmasını isteyip öyle gideceğim.
Yaklaşık 1 saat önce başlamış sınavıma bilerek,isteyerek,tamamen kendi kararımla gitmedim.11'de olanına da evimin kampüse uzak olduğundan yetişemediğim bahanesini öne sürmeyi düşünüyorum.Bu umursamazlık hali bana son yazımdan sonra geldi.Verdiğim upuzun arada başıma neler geldi neler.Otur karşıma da anlatayım.Dilersen birde kahve yap.ancak katlanırsın.
Bir yazımda bahsetmiştim bazen sırlar çok ağır geliyor diye.İşte ben o sırları taşıyamadım.Hiç beklemediğim bir anda ve şekilde ortaya saçılı verdiler.Bir sürü olay oldu. iftiraya bile uğradım yıldım,kırıldım,yandım.Omuzlarımdan azad ettim saçlarımı.Ama herkes hiçbir şey olmamış gibi davranıyor.Aslında şu paragrafa tüm olayı yazıp sildim.Silmek zorundayım halbuki ne kadar isterdim hepsini anlatmayı.
Düşünüyorum bu hayatta koskocaman bir sıfırım.Tam anlamıyla bir sıfır.Ailem yok en azından benim için yok.Güzel değilim hatta çirkin sayılırım,şişmanım,aptalım ve bir üniversiteyi bile bitirmeyi beceremiyorum.Hayattaki her şeyden vazgeçiyorum derken çokta vazgeçmişim meğerse..Annemin beni doğurduğu yaştayım ve başarabildiğim hiç bir şey yok.Cümlelerimin ergen hezeyanlarına benzediğinin farkındayım.Zaten bir ergenden uzak bir noktada değilim.
İşte karşınızda defalarca dibe saplanmış, insan sıfatından başka tüm sıfatlardan muaf ben duruyorum.Yine mi? dediğinizi duyar gibiyim.Yine! Yine,yeniden,hep.Artık boş verdim. Hiçbir şey umurumda değil. Öleceğim günü bekliyor adeta şafak sayıyorum.Şu 1 ay içinde kaç defa balkon demirlerinden sarkıp kaç arabanın bir adım ötesinde durdum bilmiyorum.Cesaret edemedim.Anladım ki aynı zamanda bir korkakmışım. Siz hayatı başarabilmiş insanları alkışlıyorum efendim.Ne kadar büyüksünüz ve ulaşamayacağım kadar yukarıda...
Bugün okuduğum haberlerden birinin başlığı şöyleydi. "Roketlerin hedefi olan Kilis’te ölüm sessizliği".Hergün roketlerin isabet ettiği Kilis sakinlerinin birçoğunun çevre illere veya akrabalarına taşınmasıyla kent sessizliğe büründü.Geriye kalanlar korkuyla neredeyse hiç dışarı çıkmadan yaşıyorlar. Son 3 gündür GSM ve internete ulaşamıyorlar. Bunun üstüne geçen haftaki Cuma namazında IŞİD imamlarının Suriye'nin IŞİD kontrolündeki bölgelerde okudukları hutbelerde, Gaziantep, Nizip, Karkamış ve Kilis'in bundan sonra IŞİD'in en büyük hedefleri arasında olduğu duyuruldu.İnsanlar orada ölümle karşı karşıyalar.Olduğu kabul edilmeyen bir savaşın içinde korkuyla yaşıyor ve kaçıyorlar.
Ama devletin başı dahil kimseden bu konuda bir şey duymuyoruz. Bir süredir kulaklar sağır diller sessiz bu ülkede.Ne yapabiliriz ki demeyin!! Elimiz ulaşamıyor olabilir. Ama duyurabiliriz.Hem de öyle bir duyururuz ki. Baro, Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkâlar Odası ve Organize Sanayi Bölgesi başkanları gazetelere ilan verdi. İlanda;
"Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın TBMM Başkanımıza, Sayın Başbakanımıza, Sayın İçişleri Bakanımıza, Sayın Milli Savunma Bakanımıza, Sayın Genelkurmay Başkanımıza ve Yüce Türk Milletine Açık Çağrı;
#KiliseSESver Evlerimize roketler düşüyor. Üzerimize şarapnel yağıyor. Evimizde öldürülüyoruz, Sokakta öldürülüyoruz.Biz, haberlerde alt yazı, iki haber arasında bir kare değiliz ! magazin programlarının arasına sıkıştırılmayı kabul etmiyoruz.Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyız. Can güvenliği istiyoruz. Yaralarımız sarılsın istiyoruz. Devletimize bağlıyız. Devletimizin korumasını ve şafkatini istiyoruz.Sesimizi duyun. Sesimize ses verin. Unutmadığınızı, çaba harcadığınızı biliyoruz.Ama acele edin. Ölüyoruz...Kilis Saldırı altında. Vatan saldırı altında "
Yazılarınız da #KiliseSESver etiketini kullanıp destek olabilirsiniz. Ayrıca lütfen dua edin ve elinizden geldiğinizce paylaşın. Yeter ki sessiz kalmayın.Unutmayın;
"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır." Hz.Muhammed (s.a.v)
“Böyle amaçsızca yüzmekten bıktım usandım. Başka yerlerde neler olduğunu öğrenmek istiyorum. Bu düşünceleri kafama bir başkasının soktuğunu sanabilirsin, ama ben uzunca bir süredir kendim düşünüyorum bunları. Arkadaşlarımdan da bazı şeyler öğrendim elbette; örneğin, birçok balığın yaşlanınca, hayatta hiçbir şey yapmadık, hayatımızı boşa geçirdik, diye yakındıklarını biliyorum. Durmadan sızlanıp dururlar. Ben yaşamanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istiyorum; durmadan aynı şeyleri yapmak, yaşlanana kadar başka bir şey yapmadan yaşamak olamaz; dünyada yaşamanın anlamı bundan daha fazla olmalı!”
Küçük Kara Balık bir öğretmen ve masalcının çocuklardan çok büyükler için yazdığı bir masal kitabı.Yazarın en ünlü iki kitabından biri olan Küçük Kara Balık 12 Eylül Darbesi sürecinde Türkiye'de yasaklandığı gibi, halen İran'da da yasaklı kitaplar listesinde bulunuyor.
Yazar Samed Behrengi Azeri asıllı İranlı bir öğretmen. İran genelinde seyahatler ile Fars ve Azeri halk kültürünü inceleyerek ,halkın dilinde dolaşan masalları derledi. Bunları derlemenin yanı sıra, çocuk öyküleri yazdı. Çocuklar için masal kitabı olarak görünse de özellikle İran ve dünya halkı için adalet, eşitlik, direnebilme,sorgulama gibi öğütlerde bulunan masallar yazdı. Zamanının Şah yönetimine karşı masal ve hikâyeler yazarak karşı koymaya çalışmış, başkaldırmıştır.Bu yüzden 28 yaşında Aras nehrinde ölü bulunduğunda kimse yüzerken boğulduğuna inanmamış, bu yüzden suikasta uğradığı düşünüldü.
Uzun bir kış gecesinde bir balık,denizin dibinde,sayıları on iki bin taneyi bulan çocuklarına ve torunlarına bir masal anlatmayaya başlar.Küçük kara balığın masalıdır bu.
Küçük kara balık
.Küçük kara balık annesiyle beraber denizin dibinde üstü yosun tutmuş bir kayanın altında yaşarmış.Bu kayanın altında yatarken ay ışığını görmeyi çok ister ama bir türlü göremezmiş. Sabah erken saatlerden akşam güneş batana kadar annesiyle birlikte yüzer başka bir şey yapmazlarmış.Annesinin binlerce yumurtasının arasından tek sağ kalan o olduğu için annesi küçük kara balığa çok bağlıymış
Küçük kara balık düşüncelere dalmaya ve içine kapanmaya başladığında hasta olduğunu düşünmüş annesi,nasılsa yakında iyileşir diye düşünmüş.Halbuki küçük kara balık bütün gün yüzüp durmaktan sıkılmış ve bulundukları derenin sonunu merak edermiş.Bir sabah erkenden annesini uyandırmış.
-Buralardan gitmeliyim
demiş annesine.Bundan sonrasında küçük kara balığın maceralarına ortak oluyor onunla beraber derenin sonuna,ırmağa ve denize varıyoruz.Bu yolda annesinden başlayarak bir çok engelle karşılaşıyor. Güneşin ışıklarıyla güçleniyoruz.Küçük kara balığın sonunu öğrenemiyoruz belki ama onun yolundan gidecek küçük kırmızı bir balıkla bitiyor masal.Küçük kara balık zeki ve bilmiş ve bazen ukala bir balık.Söylediği cümleler sizi gülümsetiyor.Çünkü küçük sıfatı olunca insan bu kadar büyük cümleler beklemiyor.
Zaten kısacık olduğu için daha fazla bir yazamam.Ama değinmek istediğim bir kaç detay var.Masal olmasına karşın içinde balıkların birleşerek bir salyangozu öldürmesi,küçük kara balığın hançerle dolaşması ve onunla pelikanın kesesini yırtması ve bir balıkçılı öldürmesi gibi içeriklerin bulunması çocuklar için pek uygun gelmedi bana.Öldürmek eylemini rahatça kullanması rahatsız etti..Belki de bizim algılarımız buna açık olduğu için bana öyle gelmiştir.Ama yinede en azından ilk okul beklenmeli küçük kara balıkla tanışmaları için.Kendiniz için ise en az bir defa okunması kanaatindeyim.İnce bir kitap zaten.Ben A101'den yazarın diğer popüler kitabı 'Bir Şeftali Bin Şeftali' ile birleşik bir şekilde almıştım.Ancak hemen hemen her yayın evinde bulunan kitabı e-kitap olarak da okuyabilirsiniz.Birde YouTube'dan seslendirilmiş halini de paylaşıyorum Böylece sesli halini de dinleyebilirsiniz.
Yemek yapmayı, fotoğraf çekmeyi, dinlemeyi ve tasarım yapmayı dünyamda ne varsa hemen hemen her konuda buraya yansıtıyorum bu yüzden ismi Aslıhan'ın Dünyası. Dünyama hoş geldiniz..